hatice's profileHATİCE' NİN ALANINA HOŞG...PhotosBlogListsMore Tools Help

Blog


    .

     

      
    ASLINDA ŞÜKRETMEK VE GÜZEL GÖRMEK GALİBA BÜTÜN MESELE BUNU YAPABİLMEKTE.SİZ DE MUTLUSUNUZ DEĞİL Mİ?
    Evini bi davet sonrası temizlemek için ugrasıyosan:
    COK ARKADASIN VAR DEMEKTİR!
     
    faturalarını ödeyebiliyosan:
    BİR İŞİN VAR DEMEKTİR!
     
    pantolonun biraz sıkıyorsa:
    AC KALMIYORSUN DEMEKTİR!
     
    gölgen seni izliyorsa:
    GÜNES ISIGINI GÖRÜYORSUN DEMEKTİR!
     
    otobüsten indiğin yerden isyerine yolu uzun buluyorsan:
    YÜRÜYEBİLİYORSUN DEMEKTİR!
     
    hükümet hakkında elestri yapabiliyosan:
    KONUSMA ÖZGÜRLÜĞÜN VAR DEMEKTİR!
     
    yanındaki adamın sesinden rahatsız oluyosan:
    DUYUYORSUN DEMEKTİR!
     
    camları silmen,çatıyı onarman gerekiyorsa:
    BİR EVDE YASIYORSUN DEMEKTİR!
     
    dogalgaz faturan yüklü geliyosa:
    ISINIYORSUN DEMEKTİR!
     
    çalar saatin  sabahın köründe çalıyosa:
    YASIYORSUN DEMEKTİR!
     
    aksamları kendini yorgun hissediyor ve bacakların agrıyorsa:
    O GÜN ÜRETİCİ OLMUSSUN DEMEKTİR!
     
    VE BÜTÜN BUNLARIN FARKINA VARABİLİYOSAN:
    MUTLUSUN DEMEKTİR!!
     
    DOLAYISIYLA MUTLULUK:sorunsuz bir yasam deil,onlarla basa cıkabilme yetenegidir!!

     

     

    Shible 

    .

    1111111111fx2ty6

    Bize Aşkı Öğret Allah'ım

     

     

    Bize Aşkı Öğret Allah'ım
     

     

     

     

     

     

     

    Image Hosted by ImageShack.us

    Image Hosted by ImageShack.us
    Bize Aşkı Öğret Allah'ım


    Biz aşkı unuttuk Allah'ım

    Önce İbrahim'e öğrettin aşkı. Hiçbir öğretinin ve hiçbir numunenin

    olmadığı yalın bir zaman diliminde başladı hayata İbrahim.

    Tüm yakınları ve tüm gördükleri,

    görmediklerini inkâr eder haldeydi.

     Ama sen bırakmadın onu.

    Aşkı verdiğine aşkı yazgı kılmıştın çünkü.

     Vedûd bir ihsan ile yıldızları astın İbrahim'in göğüne.

     Zemheri akşamlarının alazında gözlerinin kıblesine bir avuç dua sürdün.

     O duaydı İbrahim'i yıldızlara mahfuz eyleyen.

     O yıldızlardı İbrahim'e güneşi gösteren. Güneş ki İsmail'in boynuna bilenmiş bıçağın üstündeki ağlayış.

    Ey İsmail'i İbrahim'in aşkına kanıt eyleyen Rabbim.

     İbrahim ateşleri suya çevirirken biz serin sularda yanıyoruz.

    Ama biz seni unutsak ta sen bizi unutmazsın biliyorum.

    Bize de ateşleri güle çevirecek bir muştu ver, ey gök kuşlarının kanatlarına umut haleleri dokuyan Rabbim.

    Ver ki yeryüzüne adını fısıldayan güller yetişsin üzerimizde.

    Ey karıncanın göğsüne aşkı mimleyen Allah'ım!

    Yusuf'u gölge kıl güneşimize.

     Gömleğimizdeki kan lekeleri onun sevdasıyla dokunsun.

    Züleyha'nın yağmurları andıran güzelliğine karşı bize Yusufluk ver.

     Yalancı güneşlerin yaldızlarıyla aydınlanırken çağ,

     bizleri aşkın zindanında karanlığa mahkum et. En güzel rüyaları karanlığa

     en çok alışan gözlere nasip edersin biliyorum.

    Düştüğümüz bu kuyunun sonu yok Rabbim.

     Bize Yusuf'un ceylan karası gözlerinden damıttığın kavli rüyaları bahşet.

    Yakup eyle bize geceyi Rabbim.

     Sabrın ve inancın kesiştiği izdüşümde bize teslimiyetin esrarını ver.

     Acıdan kör olmuş bir çift göz ile aşkın sonsuz diyarını gözlemeyi nasip et.

    Kalbimize nisyan ile gömdüğümüz sırları ifşa et Rabbim.

    Gizli bir aşk koy gönlümüzün çerağına.

     Ki hazineler gizli olduğu için değerlidir biliyorum.

     Bize öyle bir Yakupluk verki;

     bir Yusuf için binlerce gözümüzü sabrın ateşiyle milleyelim.

    Bizleri sonsuz merhametinle cezalandır Rabbim.

    Biz ki bir Mim esrarında uyandık Nûn'a.

     Tüm harflerin ortasında üç harfin kudsiyetine iman ettik.

     Ve tüm süruriyetimizle ah minel aşk dedik.

     Aşkı mukadder eyle kalbimize ey Aşkın Sahibi.

    Etrafımıza örülen tel örgülere karşı bize direnecek güç ver.

    Kınayanların karşısında Musa'nın âsâsı eyle kalbimizi.

     Tüm görkemli ihtişamların ve

    tüm işkencelerin arasında hepsine karşı koyabilecek bir inanç ver.

     Haykırmamıza ve bağırmamıza izin verme Rabbim.

    Meryem'e nasip ettiğin suskunluk ile beze sesimizin ehrâmını.

    Ve Muhammed.

     Aşkı var eylediğin güzellik aynası.

     Yetim bir ağacın yapraklarında ışıldayan nur halelerinin adı.

     Muhammed.

    Bize O'nun güzelliğinden sıçrayan tüm zerrecikleri nasip et Allah'ım.

    O ki aşksızlıktan taş kesilmiş bir şehrin taşlarına bile aşkı öğretti.

     Bilal'in göğsündeki kayadan dökülen gözyaşlarına şahidiz Yarabbi.

     Taif'li çocukların küçücük ellerinden fırlayan taşların hüznüne şahidiz Yarabbi. Şahidiz aşka ve aşkın imanına.


    Bize Peygamber'in ayak izlerinden derlenen gül kokularını nasip et.

    O'nun muhlis yüzündeki esrarı çiz gözlerimize.

     Biz aşkı unuttuk Allah'ım.

     Bize sevmeyi öğret.

    Tüm kainatı temizleyen bir rahmet yağmuru gibi.

    Tüm yağmurları ellerindeki duaya râm eyleyen Hak aşıkları gibi.

     Bize aşkı öğret Allah'ım.

    water8-1.gif picture by Prema-India

     Dua edenin, 'Rabbim' demesi,
    Allah'in 'efendim' demesinin ta kendisidir...

    Hayatta olduğunuz müddetçe, ömrü fırsat biliniz. Bir müddet sonra hayat kapısı kapanacak, bu dünyadan ayrılacaksınız. Gücünüz yettiği müddetçe hayırlı işler yapmayı ganimet biliniz. Tövbe kapısı açıkken ve elinizde bu imkan varken bunu fırsat biliniz. Tövbe ediniz. Dua etmeye imkanınız varken, dua ediniz. Salih kimselerle beraber olmayı fırsat biliniz.”
                          Abdulkadir-i Geylani (K.S)  

                                                                

                                                                                   

          Image Hosted by ImageShack.us 

                                                                                 

    .

     


     

    DİLEĞİM












    .

    hayırlı cumalar
    May 22

    .

    susmak

      

     

    Premio_Amistad.gif picture by gems_arts

    susmak
    Gözyaşlarının kelimelerin manalarını yıkadığı bir saatte susmak
    Yürek sevdasının yangınıyla yanmayan bir gönüle sevdayı anlatmadan susmak…
    Gidişlerin hicranına bürünmüş bir sabahın ufkunda
    Elvedaları dilimizden düşürmemek adına susmak…
    Garipliğin sancısının simanda çizildiği bir vakitte Photo Sharing and Video Hosting at Photobucket

    susmak…
    Ah ve ofların bahçesinde boy verdiği sitemkâr hanenin önünden geçerken susmak…
    Bakışların manidarlığından sıyrıldığı bir vakitte Photo Sharing and Video Hosting at Photobucket

    susmak…
    Gönül kapılarının yüzüne kapandığı ve ikindinin hüznünü yürekte hissettiğinde susmak…
    Gecenin karanlıklar Ummanlarında alabora olduğunda,
    Yunus’a seslenen Rahmani sesi kulaklarında ağırlamak adına susmak…
    Musa’nın Tur-u Sina’daki duasına yürekler çatlatırcasına amin deyip susmak…
    Yusuf’un nefsinin karayeline kapılmadığı ve edep meltemiyle arındığı bir vakitte susmak
    Yakup’un gözler dağlayan hicranına teselli olacak kelimelerinde,
    Yusuf’un kanlı gömleğiyle paramparça olduğu zamanda susmak…

    Photo Sharing and Video Hosting at Photobucket

    Susmak…
    Sevgiliye meftun bulutun sevdası karşısında Photo Sharing and Video Hosting at Photobucket

    susmak…
    Gafletin elinden Nur_u Dilaranın cemaline savrulan taşların mahcubiyetiyle susmak…
    Hicretle ayrılığa mahkum edilen Mekke’nin hicranına bürünerek susmak…
    En şerefli ağaç olarak bilinen hutbelerin yoldaşının ardın sıra özlemden kuruduğu anda susmak
    Ebu Bekir’in babasını can dostta feda ettiği yarenliğin en yüce mertebesinde,
    Ömer’in sevdasına bürünüp, adaletiyle gönülleri fethettiği, bir vakitte
    Osman’ın edebiyle melekleri bile hayran bıraktığı
    Ali’nin bedeninin küçüklüğüne aldırmadığı, yüreğinin büyüklüğüyle ölüme meydan okuduğu bir vakitte susmak…
    Ensar ve Muhacirin gönüllerindeki muhabbetti simalarındaki akse yansıdığı bir anda susmak…
    Bilal-i Habeşi’nin ALLAH BİRDİR sözüne mazhar olduğun saniyede susmak…
    Ve Sevgilinin ikliminde dolaşan tüm varlıkların dili kelamından dökülenleri duyduğun anda susmak…
    Dildeki savunmaların anlamlarını yitirdiği, uvuzların bir bir dile geldiği bir vakitte susmak…
    Dünyalık kelamların varlığının hiçliğe sürüklediği bir gecede susmak…
    Söylenmemiş cümlelerin dahi tek ve yegane dinleyicisi olan HAKK’ın huzurunda susmak…
    İhlası derinliklerinde saklayan yüreğin konuştuğu bir vakitte
    Günahkar bir dilin haykırışına prangalar vurup Photo Sharing and Video Hosting at Photobucket

    susmak…
    Dünya rıhtımından, ukba okyanusuna

    Shible 

    .

     
    Daha fazla bilgi
     

    Keşke her zaman acizligimizin farkinda olabilsek.
    Devamli tevbe dilimizden düşmese...
    Bazi zamanlar içinde olduğumuz o ruh hali devamli olsa...
    Canli tutabilsek o halimizi...
    işte o zaman keşke demezdik.
    Ama bence önemli olan her şey için çok geç olduğunda keşke dememek öyle degil mi?
    Üzerimize beyaz kefeni giydirip,
    kara toprakla kapladiklarinda,
    arkamizda Fatihalar,
    Yasinler okunduğunda yine keşke diyeceğiz. Yalvaracağız:"
    Nolur bir firsat daha.
    Herşeyi daha iyi yapacağim,
     iyi insan, iyi bir kul, iyi bir anne, iyi bir arkadaş, eş...
    Olacağim Rabbim söz veriyorum.
    Nolur bir firsat daha ver."
    Sonra bana denecek ki:
    " ÇOK GEÇ ARTIK."

    Shible

     

     

    May 20

    .

    EFENDİM SEN BİR GECE GELSEYDİN


      EFENDİM 
    SEN BİR GECE GELSEYDİN
    Güneş görmüş kar tanesi olur erirdim
    SEN göğüm oludun ben de yıldızın
    Gündüzlere döner yürür giderdim

      EFENDİM 
    SEN BİR GECE GELSEYDİN
    Kuru ağaçta sallanan yaprak olur titrer dururdum
    SEN toprağım olurdum ben de yaprağın
    Dalda durmaz düşer SANA dönerdim

      EFENDİM 
    SEN BİR GECE GELSEYDİN
    Ilık bir meltem olur
    Köşe bucak demez eser dururdum
    SEN gülüm olurdun ben de bülbülün
    SANA söyleyecek yüzlerce nağme bulurdum

      EFENDİM 
    SEN BİR GECE GELSEYDİN
    Çok çiçekli bahar olur SANA koşardım
    SEN dalım olurdun ben de tomurcuğun
    Rüyasına girerdin bin bir çoçuğun

      EFENDİM 
    SEN BİR GECE GELSEYDİN
    Bulutuna kavuşmuş yağmur olur SENİ arardım
    SEN yuvam olurdun, ben de yavru kuşun
    Uçar gelir kenarına konardım

      EFENDİM 
    SEN BİR GECE GELSEYDİN
    Sahilini bulmuş dalga olur dururdum
    SEN denizim olurdun ben de tek damlan
    Büyüklüğünde küçüklüğün olurdum

      EFENDİM 
    SEN BİR GECE GELSEYDİN
    Yıldız yüzlü bir çoçuk olur yine beklerdim
    SEN çiçeğim olurdun ben de kelebeğin
    Kırılsa kanadım gönlünde emeklerdim

      EFENDİM 
    SEN BİR GECE GELSEYDİN
    Parmaklarından akan suyu kana kana içerdim
    SEN pınarım olurdun ben de yanık kuzun
    İçtikçe kendimden geçerdim

      EFENDİM 
    SEN BİR GECE GELSEYDİN
    Aşkınla hilal olur parçalanırdım
    SEN güneşim olurdun ben de yıldızın
    Işığını açtıkça aydınlanırdım
     
      EFENDİM 
    SEN BİR GECE GELSEYDİN
    BİRKERECİK GELSEYDİN
    YOK YOK...
    KEŞKE...
    HER GECE GELSEYDİN.....

    .

    17 Nisan

     

     

     

     

     

     

     

    (9 Zilhicce l0 H./8 Mart 632 M. Cuma)
    Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.s.) Vedâ haccında, 9 Zilhicce Cuma günü zevâlden sonra Kasvâ adlı devesi üzerinde, Arafat Vâdisi'nin ortasında 124 bin Müslümanın şahsında bütün insanlığa şöyle hitabetti.
     
    Bismillahirrahmanirrahim
    "Hamd Allah'a mahsustur. O'na hamdeder, O'ndan yardım isteriz. Allah kime hidâyet ederse, artık onu kimse saptıramaz. Sapıklığa düşürdüğünü de kimse hidâyete erdiremez. Şehâdet ederim ki; Allah'dan başka ilâh yoktur. Tektir, eşi, ortağı, dengi ve benzeri yoktur. Yine şehâdet ederim ki, Muhammed O'nun kulu ve Rasûlüdür. "
     
    Ey Nâs!
    Sözümü iyi dinleyiniz. Bilmiyorum, belki bu seneden sonra sizinle burada ebedî olarak bir daha berâber olamayacağım.
     
    İnsanlar!
    Bu günleriniz nasıl mukaddes bir gün, bu aylarınız nasıl mukaddes bir ay, bu şehriniz Mekke nasıl kutsal bir şehir ise, canlarınız, mallarınız, nâmus ve şerefiniz de öylece mukaddestir; her türlü tecâvüzden masûndur.
     
    Ashâbım!
    Yarın rabbınıza kavuşacaksınız. Bugünkü her hâl ve hareketinizden muhakkak sorulacaksınız. Sakın benden sonra eski sapıklıklara dönüp de birbirinizin boynunu vurmayınız. Bu vasiyyetimi burada bulunanlar, bulunmayanlara bildirsinler. Olabilir ki, bildirilen kimse, burada bulunup da işitenden daha iyi anlayarak hıfzetmiş olur.
     
    Ashâbım!
    Kimin yanında bir emânet varsa, onu sâhibine versin . Fâizin her çeşidi kaldırılmıştır, ayağımın altındadır. Fakat aldığınız borcun aslını ödemek gerekir. Ne zulmediniz, ne de zulme uğrayınız. Allah'ın emriyle bundan böyle fâizcilik yasaktır. Câhiliyetten kalma bu çirkin âdetin her türlüsü ayağımın altındadır. İlk kaldırdığım fâiz de Abdülmuttalib'in oğlu amcam Abbas'ın fâiz alacağıdır.
     
    Ashâbım!
    Câhiliyet devrinde güdülen kan davaları da tamamen kaldırılmıştır. Kaldırdığım ilk kan davası, Abdülmüttalib'in torunu (amcalarımdan Hâris'in oğlu) Rabîanın kan davasıdır.
     
    Ey Nâs!
    Kadınların haklarını gözetmenizi ve bu konuda Allah'tan korkmanızı tavsiye ederim. Siz kadınları Allah'ın emâneti olarak aldınız. Onların nâmus ve ismetlerini Allah adına söz vererek helâl edindiniz. Sizin kadınlar üzerinde hakkınız, onların da sizin üzerinizde hakları vardır. Sizin kadınlar üzerindeki haklarınız, âile nâmusu ve şerefinizi kimseye çiğnetmemeleridir. Eğer onlar sizden izinsiz râzı olmadığınız kimseleri âile yuvanıza alırlarsa, onları hafifçe dövüp korkutabilirsiniz. Kadınların sizin üzerinizdeki hakları ise, örfe göre her türlü (meşru ihtiyaçlarını), yiyecek ve giyeceklerini temin etmenizdir.
     
    Mü'minler!
    Size iki emânet bırakıyorum. Onlara sımsıkı sarıldıkça yolunuzu hiç şaşırmazsınız. Bu emânetler, Allah'ın kitabı Kur'ân ve O'nun Peygamberinin sünnetidir.
     
    Ey Nâs!
    Devâmlı dönmekte olan zaman, Allah'ın gökleri ve yeri yarattığı günkü duruma dönmüştür. Bir yıl, l2 aydır. bunlardan 4'ü Zilkade, Zilhicce, Muharrem ve Recep hürmetli aylardır.
     
    Ashâbım!
    Bugün şeytan sizin şu topraklarınızda yeniden nüfûz ve saltanatını kurma gücünü ebedî olarak kaybetmiştir. Fakat size yasakladığım bu şeyler dışında, küçük gördüğünüz şeylerde ona uyarsanız, bu da onu sevindirir. ona cesâret verir. Dininizi korumak için bunlardan da uzak kalınız.
     
    Mü'minler!
    Sözümü iyi dinleyin, iyi belleyin. Rabbınız birdir, babanız birdir. Hepiniz Âdem'densiniz, Âdem de topraktan yaratılmıştır. Hiç kimsenin başkaları üzerinde soy sop üstünlüğü yoktur. Allah katında üstünlük, ancak takvâ iledir. Müslüman müslümanın kardeşidir. Böylece bütün müslümanlar kardeştir. Gönül hoşluğu ile kendisi vermedikçe, başkasının hakkına el uzatmak helâl değildir. Ashabım! Nefsinize de zulmetmeyin. Nefsinizin de üzerinizde hakkı vardır. Bu nasihatlarımı burada bulunanlar, bulunmayanlara tebliğ etsinler.
     
    Ey Nâs!
    Cenâb-ı Hak Kur'an da her hak sahibine hakkını vermiştir. Mirâsçı için ayrıca vasiyyet etmeye gerek yoktur. Çocuk kimin döşeğinde doğmuşsa, ona âittir. Zina eden için ise mahrûmiyet vardır. Babasından başkasına soy (neseb) iddiâsına kalkışan soysuz, yahut efendisinden başkasına intisâba yeltenen nankör, Allah'ın gazabına, meleklerin lânetine ve bütün müslümanların ilencine uğrasın. Cenâb-ı Hak böylesi insanların ne tevbelerini ne de adâlet ve şâhitliklerini kabûl eder.
     
    Ashabım!
    Alllah'tan korkun, beş vakit namazınızı kılın, Ramazan orucunuzu tutun, malınızın zekatını verin, âmirlerinize itaat edin. Böylece Rabbınızın Cennetine girersiniz.
     
    Ey Nâs!
    Yarın beni sizden soracaklar, ne dersiniz? Ashâbı kiram:
    - Allah'ın dinini teblîg ettin, vazîfeni hakkıyla yaptın, bize nasihat ve vasiyette bulundun, diye şehadet ederiz, dediler.
    Rasûlüllah (s.a.s.) mübarek şehâdet parmağını göğe doğru kaldırdı, cemâat üzerine çevirip indirdikten sonra üç defa:
     
    Şâhid ol Yâ Rab!
    Şâhid ol Yâ Rab!
    Şâhid ol Yâ Rab!
     
    buyurdu.

    ">İleti gönder | Sabit Bağlantı | İzleme notlarını görüntüle (5) | Bloga al

    .

    PayLAski ResimPayLAski Resim
    Sen olmasaydın, âlemleri yaratmazdım!

    Âşıktan mâşuka bir hitaptı bu... En vefâlı âşıktan, âlemleri hürmetine yarattığı habîbine bir hitap... Doğumuyla kâinatı şereflendiren, bereketlendiren, aydınlatan güzele, güzeller güzelinden bir sesleniş...

    O kadar ki, Âdem aleyhisselâm dahi, "Muhammed hürmetine ya İlâhî!" diyerek niyazda bulundu da, Rahmân olan Allah, bu ismi nereden bildiğini sorduğunda ona, o cevâben...

    "Sen yâ Rabbî! Sen beni yarattığında, arş-ı âlâ'da ikinizin ismini bir arada gördüm. Sen, sevmediğin birinin adını, kendi adınla birlikte bulundurmazsın..." dedi.

    Allah, sevmediği birinin ismini, kendi ismiyle birlikte bulundurmazdı evet... O, Muhammed'i sevdi ve ona hitapların en içlisi ile seslendi Kur'ânında: Habîbim...

    Sevgi, mayasıydı yaratılışın... Aşk, ateşiydi... Kullarını her biri birbirinden başka biçimlerde şekillendiren Hak, bir hamur misâli farklı şekiller almaya müsâit kıldığı insanı, aşk ile pişirdi.

    "Hamdım, piştim, yandım!" diyen âşıklar, O'nun bu ateşinden nasibini alan bahtiyarlardı.

    Allah, Habîbi hürmetine yarattığı her kulunu sevdi. Sevdi de, her birinin kalbine, ismini nakşeyledi. Sevmese, emanet eder miydi lâfzını gönüllerimize? Allah, bizi sevdi... Ve aslında, Habîbullah'ın gönlünde, bambaşka bir tecellîyle hayat bulan sevda, her bir kulda da ayrı tecellîlerle yaşamaya devam etti.

    Sevenler bildiler ki, rehber Rasûlullah'tır. Zira Allah, aşkının bir ifşâsı niteliğinde, herkesi, Sevgilisini sevmeye, O'na uymaya davet ediyordu. Böylece, bir olmanın, sevgilide fâni olmanın ilk dersini de veriyordu tüm insanlığa... Vakit gelip de rûhunu teslim alacağı zaman Azrâîl, Allah'ın emri ile soracaktı Habîbullâh'a: Dünyayı mı, yoksa Rahmân'ın katındakini mi istersin? Bir kuldu ama, işte, Allah, hayatla ölüm arasındaki tercihi O'na bırakıyor, dilerse al, dilerse orada kalsın diyordu... Dilerse al getir yanıma sevgiliyi... Dilemezse zorlama...

    Seven, sevdiğine karşı gelir mi? Âşık diler de sanki, mâşuk dilemez mi vuslatı? Bir âşık ki, bir elime ay, bir elime de güneş verseniz, yine de dâvamdan dönücü değilim diyecek kadar bağlı... Öyle bir Âşık ki, nefsi için zerre kadar hiddetlenmediği halde, Allah'a ve O'nun hükmüne düşman olanlarla savaşacak kadar celâlli...

    Bir yanda, çocuklarımızı öpmeyiz diyen bir bedevîye, "Allah, senin kalbinden merhameti söküp almışsa, ben ne yapabilirim?" diye soracak kadar yumuşak; diğer yanda, "Gözümün nûru Fâtıma! Sakın babana
    güvenip de sapmaya kalkma!

    Hırsızlık yapmış olsan, senin de elini Allah'ın emriyle keserim!" diyecek kadar âdil...

    Hira'da, Cebrâil ile ilk karşılaşmasının ardından, koşar adımlarla ve titreyerek Hatîce'nin sinesine sığınan ve "Beni örtün! Beni örtün!" nidâsıyla bir rahatlamaya ihtiyaç duyan da O...

    Durulmuş ve sükûnete kavuşmuş gönlü ile Kâbe'de namaz kılarken, sırtından aşağı kilolarca işkembe boşaltan zavallıya, hiçbir tepki vermeden, secdesini uzatan da...

    Sen, Rabbimin Habîbi!

    Sen, Rahmet peygamberi!

    Sen, hürmetine güllerin ve dikenin yaratıldığı güzel!

    Sen, gönlü buruk yetim!

    Sen, masum ve öksüz!

    Sen, gittiği her yere bereket götüren!

    Sen, altı ciğer pâresini de yitirdiği halde, yine de Allah! diyecek kadar râzı!

    Sen, gönlünün gülü Hatice'yi, ömrü boyunca unutmayacak kadar hayırlı!

    Sen, Zeyd'in ana- babasına tercih edeceği kadar merhametli!

    Sen, Ebû-Bekir'in gönlündeki güzel!

    Sen, Ömerin kılıcını gül ile parçalayan...

    Sen, gidişiyle Fâtımâ'nın yüreğini dağlayan . .

    .

     

     

     

     

    .

    May 17

    .

    Sevgiler vardır ya hani...

     
     
     

     

     

     

     

     Photobucket Photobucket

     

     

     

     

                    

     

     

                                          EyNebi...   

    Ey...Gözlerinde cenneti saklayan, ayağını bastığı yerler cennet kokan nebi!...

    Ey...Yaradan''ın en güzel eseri!. "Sen olmasaydın, sen olmasaydın..
    alemleri yaratmazdım!." dedigi!....Var oluşunun şerefine, bütün varlığı hediye ettiği!...

    Ey...Insanoğlunun ufku - en güzel insan.. Allah''ın sevgilisi, kainatın gözbebeği!...

    Ey...Rahmeten li ' l-alemin!...

    Senden şefaat dilenen biçarelerin en sefiliyim, desem.. şefaat eder misin?...

    Ey..Kupkuru çölleri cennete ceviren gül!...

    Ey...Gönlünden gül dökülen resul!...

    Küçük kız çocuğunun elinden tutup da giden, kuşu ölen çocuğa
    başsağlığı dileyen.. Gözlerinden yaş dökülen devenin gözyaşlarını silen resul!...

    Benim de gözümün yaşını siler misin?...

    Küçük kız çocuğunun tuttuğu gibi tutsam elinden; yüreğimden binlerce
    kuş uctu, bin''i de öldü desem.. Bana cennet kuşlarından bir kuş bahşeder misin?...


    Ey; Islam''ın peygamberi!..Sevda ikliminin, en güzel mevsiminin..En güzel çiçeği!...Ama mahzun, ama kederli...

    Daima düşüncede, daima hüzün icinde ömründe, bir defa bile, kahkahayla gülmemiş.. gül yüzlü, güler yüzlü sevgili!...

    Gözlerimi yumsam, ve hülyana dalsam.. O gül kokulu gülüşün ile, benim de gözlerimin içine güler misin?.

    Bir kerecik olsun seni düşünerek başımı koyduğum olmuşsa yastığıma,
    tutunduğum olmuşsa sana ve senin sevdana.. Işte onun, işte onun hatrına!...

    Ey...Gözünü sevdiğim, özünü sevdiğim, sözünü sevdiğim!...

    Ey...Gönlümün sultanı efendim!...Ümidim, muradım, kurtarıcım, mujdecim...

    Seninle Kevser havuzunun başında bulusabilecek miyim?...Desem.. Bulundugun yerden, yüreğime bir damla su serper misin?...

    Seni sevsem!... Cok, cok sevsem!... Öyle cok sevsem ki sen koksa özüm,
    yüreğim.. Sen koksa nazım, edam.. Gönlüm sen dolsa, benim herşeyim sen olsan!...

    Ali''n, Fatıma''n gibi olsam!... Seni, onlar gibi seviyor olsam.. Sen de beni, onları sevdiğin gibi sever misin?...

    Ey...Bize bizden daha ziyade merhamet eden!... "Ümmetim, ümmetim!." diyerek, üstümüze titreyen!...

    Ey...En ziyade muhtacımız, en cok isteyenimiz!... Bizi, Hak''tan dileyenimiz!...

    Sen, umanı umutsuzluğa düşürmezsin!... Sen, senden isteyeni geri çevirmezsin!...

    Senden, senin rahmetini dilesem...Ey alemlere rahmet olsun diye gönderilen, banada rahmet eder misin?...

    Ey Rahim!... Ve...Ey Kerim!...

    Asr-ı saadet''ten değilim!... Kokladığın gül, soludugun hava, yediğin hurma, içtiğin süt, okşadığın kuzu, bindiğin deve, avuçladıgın kum dahi değilim!... Bir kez olsun, yüzüne yüz sürmedim!...

    Lakin ben, senin.. "Kardeşlerim!." dediğindenim!. Ve sana ve sünnetine revan olmak isteyenlerdenim!... Ve lakin daha hala sevgili Veysel Karani''nin tırnağının ucu misali bile değilim, desem... Bana da hırkandan gönderir misin?...

    Doğduğun günün, gecenin hürmetine... Bu gün ve gece yüreğime, bir nur olup düşer misin?...

    Sevgili Peygamberim!... Rabbim sana ve, senin al ve ashabına...Ağaçların yaprakları, denizlerin dalgaları ve yağmurların damlaları sayısınca salat, selam ve bereketler ihsan eylesin amin!...

    ...Ben a$kı Yalnız Sana Yakı$tığı için Sevdim...(ALINTI)

     

     

     

     

    Yollar sensiz ;yarını bekler ,
    Yürek sensiz ;hasreti yükler,
    Bu can sensiz ;baharı neyler ??
    Şehir sessiz ,sokak sensiz....

    Öteleri soluklayan bir çift gözüm;
    Seni özleyen bir gönlüm var Efendim

    (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)... 

           

                         

     

                                                                                                                                                                         
    May 16

    .

     

     

     

     

    İNSANLARI YALNIZCA BANA İBADET ETSİNLER DİYE YARATTIM